İmar Kirliliği ve “Bina” Vasfı
Öncelikle belirtmek gerekir ki, Türk Ceza Kanunu’nun 184. maddesinde düzenlenen “imar kirliliğine neden olma” suçu, yapı ruhsatiyesi alınmadan veya ruhsata aykırı olarak bina yapan veya yaptıranları hedefler. Yargıtay 4. Ceza Dairesi’nin 2021/19921 E. sayılı kararında da vurgulandığı üzere, her türlü ruhsatsız imalat “bina” niteliğinde kabul edilemez. Dolayısıyla, binanın bütününde veya bir kısmında imar aykırılığı bulunması, doğrudan o binadaki diğer bağımsız bölümlerin hukuki statüsünü “yok hükmünde” kılmaz; ancak idari süreçlerde ciddi engeller yaratır.
Ruhsat Alma Sürecinde İdari Engel: “Bütünlük İlkesi”
İş yeri açma ve çalışma ruhsatları, kural olarak binanın ruhsatlı ve iskanlı (yapı kullanma izin belgesi) olmasını şart koşar. Yargıtay 18. Ceza Dairesi’nin 2019/3413 E. sayılı kararında da belirtildiği üzere, binanın taşıyıcı sistemini etkileyen veya inşaat alanını değiştiren esaslı tadilatlar ruhsata tabidir. Eğer binadaki imar kirliliği, söz konusu bağımsız bölümün bulunduğu taşıyıcı sistemi veya genel projeyi etkiliyorsa, belediye idaresi “bütünlük ilkesi” gereği binanın tamamının projesine aykırı olduğu gerekçesiyle yeni ruhsat taleplerini reddedebilir.
İnşaat faaliyetlerinin komşular üzerindeki olumsuz etkileri sadece fiziki değil, idari ve ekonomik sonuçlar da doğurur. Binanın bir kısmındaki aykırılık, tüm binanın “imar mevzuatına aykırı” olarak etiketlenmesine ve dolayısıyla iş yeri açma ruhsatı gibi başvurularda idarenin “takdir yetkisini” olumsuz kullanmasına neden olabilmektedir.
Yargı Denetimi ve Bilirkişi Raporlarının Önemi
Uygulamada, binadaki imar kirliliğinin iş yeri ruhsatına engel teşkil edip etmeyeceği hususu, teknik bir inceleme gerektirir. Yargıtay’ın yerleşik içtihatlarında (örneğin; Yargıtay 4. Ceza Dairesi 2021/41894 E. ve 2021/21797 E. sayılı kararlarında) vurgulandığı üzere; dava konusu imalatların binanın statiğini bozup bozmadığı, yeni alan kazandırıp kazandırmadığı ve 3194 sayılı İmar Kanunu’nun 5. maddesi anlamında “bina” vasfında olup olmadığı mutlaka uzman bilirkişilerce raporlanmalıdır. Eğer bilirkişi, yapılan aykırılığın sadece belirli bir bağımsız bölümü etkilediğini ve binanın genel statik güvenliğini tehlikeye atmadığını tespit ederse, diğer maliklerin ruhsat almasının önünde hukuki bir engel kalmaması gerektiği savunulabilir.
AİHM Perspektifi ve Mülkiyet Hakkı
AİHM’nin bir kararında, komşu taşınmazdaki imar aykırılıklarının (örneğin deniz manzarasının kapanması veya yükseklik kısıtlamalarına uyulmaması) mülkiyet hakkına müdahale oluşturabileceği değerlendirilmiştir. Bu doğrultuda, binadaki imar kirliliği nedeniyle iş yeri ruhsatı alamayan bir malikin, bu kısıtlamanın mülkiyet hakkını “adil olmayan” bir şekilde sınırladığı iddiasıyla idari yargıya başvurması mümkündür.
Önemli Hatırlatma: Bu blog yazısı, bilgilendirme amaçlı olup hukuki danışmanlık niteliği taşımamaktadır.